wınep isimli amerkan strateji kurumunun raportorü olan soner çağaptayın Türkiyedeki laiklere akıl vermesi kafamı karıştırdı.
her mitinglerinde ne amerika ne ab tam bağımsız türkiye sloganını söyleyen malum ulusalcı kesimin amerikanın bir kuruluşunan akıl alması bana ilginç geldi. gelin bu olayı bir takip edelim önce raportör:
soner çağaptay kimdir:
Washington Enstitüsü ABD’nin dış politikasına yön veren en etkin kuruluşlardan biri. Biz O’nu en çok Alan Makovsky‘den tanıyoruz. Çünkü Musevi asıllı Makovsky uzun yıllar Türkiye masası şefliği yaptı. O zaman bir ayağı sürekli Türkiye’deydi. Kendisi gelemediği zamanlarda ise mutlaka Türkiye hakkında yazdığı raporların yankısı gelirdi.
Şimdi Washington Enstitüsü‘nün, Türkiye Masası Şefliğinde bir Türk, Soner Çağaptay var. İspanyolca’dan İbranice’ye tam 8 dil biliyor. (İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, Boşnakça, Osmanlıca, Azerice, İbranice) Makovsky’in öğrencisi olarak tanınıyor. Şimdi Çağaptay’ın Türkiye hakkındaki raporları oldukça moda! Mesela en son rapor.. Oldukça yankı buldu. Fakat bu sefer en fazla heyecanlanan AKP Grubu oldu.. Bizim duyduğumuz AKP yönetimi bir süredir büyük bir titizlikle, Çağaptay’ın raporunu inceleyip tartışıyormuş.
Peki bu raporda bu kadar heyecanlanacak ne vardı?
Rapor AKP’den kopacak 82 milletvekilinden bahsediyordu. Çağaptay’a göre açıkça AKP’den kopabilecek 82 milletvekiliyle kritik Çankaya süreci öncesi düşürülebilirdi.
82 rakamı gerçekten ilginç. Yuvarlak bir rakam kullanılabilirdi, 80-90 arası diyebilirdi. İlla 82 olması şart mı! Akla şu geliyor, Çağaptay bunu güvenoylamasını düşünerek hesaplamış olmalı. Çünkü 358′den 82 çıktı mı 276 kalıyor. Ama bu da güvenoylaması için kritikte olsa yeterli bir sayı. O zaman 83 demesi gerekmez miydi! Ama 82 demiş. Daha sonra AKP’den iki ihraç yaşandı. Milletvekili sayısı 356′ya düştü. Şimdi güven oylamasıyla düşmesi için 80 istifa yeterli! Ama Çağaptay’a göre 82!
Dili iyi de Matematiği mi kötü yoksa…
Tam bu 82 rakamına bizimde kafamız takılmış, yine de bunun güvenoylaması rakamıyla ilgili olabileceğine kendimizi inandırmışken, birisi geldi kulağımıza bir şey daha fısıldayıverdi. “AKP içinde bu güne kadar kimsenin bilmediği, kimsenin konuşmadığı bir oluşum var” dedi. Sonra imalı imalı konuşmaya devam etti; Hatta bunların bir çoğu birbirlerini bile tanımıyormuş. Tanıyanlar da dikkat çekmemek için özellikle bir arada görünmemeye özen gösteriyorlarmış.
Ama “Büyük Su”yun öte yakasından gelecek bir işaretle “Niye” diye sormadan hepsi istifa ediverirlermiş.
Sonra ekledi: “Sayıları 82 olabilir mi!”
Çok ince hesap bu işler ya… Haydi hayırlısı…
milli gazete
soner çağaptay kimdir:
Ali H. Aslan /Zaman
Örnek için çok uzağa gitmeye gerek yok. Mesela Washington Enstitüsü’nün (WINEP) Türkiye uzmanı Soner Çağaptay’ın son dönem raporlarına bakalım. Çağaptay, Yale kökenli, çalışkan bir araştırmacı olarak WINEP’te işe ilk başladığında akademik kaliteleriyle göz dolduruyordu. Sonraları Amerikan hükümetinin de dikkatini çekerek, diplomat eğitim okulu FSI’ın Türkiye programının başına dahi getirildi. Ancak zaman içinde ABD başkentinin tarafgir düşünce ortamı tıpkı diğer birçok araştırmacı gibi Çağaptay’ı da maalesef rotasından çıkardı. Son analizlerine baktığımda, insan olarak çok sevdiğim ve saygı duyduğum bu arkadaşımın akademik kariyerini kendi eliyle baltalamasını üzülerek müşahede ediyorum. Ve maalesef bu şehirde beni hayal kırıklığına uğratan tek think-tank’çi dostum o değil…
Çağaptay’ı okursanız, AK Parti’yi Türkiye’deki ve Türk dış politikasındaki son beş yıldaki tüm kötülüklerin anası sanırsınız. Diyeceksiniz ki, bunda ne var canım, fikir özgürlüğüdür, herkes istediğini savunur. Amenna, ona diyecek bir şey yok. Ama mesele o kadar basit de değil. Türkiye uzmanının mumla arandığı bir şehirde, hele bu konularda eskiden beri otoritesi olan bir düşünce kuruluşundan neş’et eden fikirlerin zararlı tesirleri olabiliyor. O fikirler e-mail ile Başkan Yardımcısı Cheney dahil çok üst düzey Amerikalı yetkililere ulaşabiliyor. Amerika Kongresi’nde uzman görüşü olarak dinlenebiliyor. Ve sadece duymak istediğini dinleyen nicelerinin bulunduğu Washington ve Ankara’da tehlikeli derecede yanlış çıkarımlar yapılmasına yol açabiliyor.
Washington’daki think-tank’çiler hem yazdıklarıyla hem şahsi kontaklarıyla sadece ABD’nin değil ilgili ülke başkentinin görüşlerini de etkileme kabiliyetine sahiptir.
Mesela WINEP, AEI ve Hudson gibi çizgide kuruluşlar son dönemlerde Washington’u ziyaret eden ve AK Parti hükümetine sıcak bakmadığı bilinen hemen her Türk konuğun ilk adresleriydi. Bunlara Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt ve İkinci Başkan Ergin Saygun Paşa da dahil. Bu tür ziyaretçiler görüşmeyi tercih ettikleri muayyen çevrelerden tüm Washington’un nabzını aldığını sanıp Ankara’ya dönebiliyor. Öte yandan bazı think-tank’çiler sadece görüşlerini yansıtmak istedikleri Türk çevreleri dinleyip bunu Washington’daki bilgi merkezlerine Ankara’nın ve Türkiye’nin genel nabzıymış gibi sunabiliyor. Ve zaten sağırlar diyaloğu yaşayan iki başkentin iletişim arızası böylelikle derinleşebiliyor. Kırmızı ışıklar yeşil, yeşil ışıklar kırmızı gibi görülebiliyor.
yazının tamamı:
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=539625
soner çağaptay kimdir?
SONER ÇAĞAPTAY KİMDİRWashington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü Türkiye Araştırma Programı’nın direktörü olan Soner Çağaptay, özellikle ABD-Türkiye ilişkileri, Türkiye iç politikası ve Türk milliyetçiliği konularında Middle East Quarterly, Middle Eastern Studies, ve Nations and Nationalism yayınlarında düzenli olarak yazılar yazmaktadır. Dr. Cağaptay’ın yorumları Los Angeles Times, Washington Post, Reuters, Guardian, Der Spiegel, and La Stampa gibi önemli uluslararası yazılı basında da sıklıkla çıkmakta olup kendisi Fox News, CNN, NPR, Voice of America, Al-Jazeera, BBC, CNN-Türk ve al-Hurra’da yayınlara katılmaktadır. Dr. Çağaptay, doktora tezini Yale Üniversitesi’nde Türk Milliyetçiliği üzerine yapmış olup, Yale ve Princeton üniversitelerinde Ortadoğu, Akdeniz ve Doğu Avrupa konularında dersler vermektedir. Dr. Çağaptay çeşitli derece, ödül ve kürsünün sahibi olup, aynı zamanda Amerikan Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi’nde Türkiye Çalışmaları Bölümü’nü yönetiyor. Uzmanlık alanları, Türkiye, ABD-Türkiye ilişkileri, Kuzey Irak/Iraklı Kürtler, Türkiye ve İslam, Türkiye ve AB İlişkileri, Kıbrıs, Türkiye-NATO İlişkileri, modern Türk tarihi, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri ve Balkanlar. Şu anki araştırmaları ise Türk laikliğinin tarihi kökleri, seküler demokrasinin güvenli bir supabı olarak ordu, Türkiye’nin son dönemdeki İslami parti hükümetleri deneyimi konularına odaklanmaktadır.
yokmu elimizden tutan baskaları elimize silahı sokmadan bu ülke hep türktü ve türk kalacak o teröristler o insanlara silah verip daga yollucana kaleem verip okula yollasınlar sonrada dohuya yatırım derler kendileri yapsınlar c4 almayı keleş almayı biliolar
Bir de şu anda bulunduğu enstitüdeki türkiye masası görevini devraldığı bir yahudi ile eşcinsel hayatı yaşıyormuş diye duydum
lan olm adam gibi adam olun antiulusal ne demek lan ne demek bu şerefsizler adammızınız lan siz bu ülkenin ekmeğini yiyosunuz adi insanlar soner çağaptay gibi amerikan köpeklerine karnımız tok bizim herkesin aklı başında amerikayıda avrupayıda biliyoruz biz hepsi menfaatçi şerefsizler ab bizi istemiyor diye ab ye girmek istemiyoruz biz sebebi bu değil halkımız bilinli abnin yiyeceği bokları bildiğimiz için girmek istemiyoruz biz ayrıca orduyla da aramızı kimse açamaz ve doğal olarak her türk asker doğar asker yaşar asker ölür anladınızmı ordu en büyük varlığımızdır kutsaldır biz bu vatan için ölmeye de hazırız yaşamayada kimse türkiyeye bişey yapamaz dingil herifler
dallama okuduğunu anla bi öyle yorum yap
Asan sana kimligini soranmi oldu?…Soner Çağaptay sen zaten kisigile kendini tanitmissin…ABD sallaman seni baglar…Vatana millete ettigin her sozune cevap verenini unutma…Yuce Rabbim seni Islah etsin…
kılavuzu karga olanın .. Bu millet üzerinde hükümranlık düşünenler heyhat şaşarım akılcığınıza bu milletin mayasını öğrenemediniz daha fetret devri bitti !
arkadasin biri dogru demis,
adam olun adam.ne demek antiulusal.
lan size batan bir sey mi var.
amerika size neo-osmanlicayi asiladi,birden ulusalciligami atip turmaya basladiniz.
lan sizin muridiniz emre uslu nerde calisti.utah universitesi kimin yatagi,nurcularin degilmi?
8 yil emniyetten calisamaz izni al ama amerikalilar icin calis.
lan amerikanin kucagina oturanlar kim?amerikada niye ikide bir universiteler(ozellikle devlete yakinlar)fethullahla ilgili ovucu konferanslar yapiyor?neden dunyanin 7 buyuk baris adami arasinda onu gosteriyorlar.bayram degil seyran degil enistem beni niye optu?
lan adam olun adam insan kendi ulusuna karsi olurmu?
YANDAŞ MEDYANIN HEDEFİNDE ARTIK BU YAZAR VAR
O isim Soner Çağaptay!
Washington Enstitüsü Orta Doğu Politikaları kıdemli üyesi.
Peki son günlerde yandaş medyanın hedefinde niye o var?
İşte Newsweek Dergisi’ndeki son yazısı:
GÜLEN TARİKATI
Gülen tarikatı, 1970′li yıllarda, saygın bir imam olan Fettullah Gülen’in liderliğinde ortaya çıktı. Diğer tarikatlar Roma Katolik Kilisesi benzeri dayanışma oluşumları şeklinde görev yaparken, Gülen tarikatı muhafazakâr Müslüman değerlerini modern yaşam tarzıyla harmanlamayı vaz ediyor.Türklerin birçoğunun bu tarikatın benim katılmadığım dinî mesajlarına olumsuz bir bakışı var.
Gönüllü ve misyoner çalışmaları sayesinde, Gülen tarikatı yıllar içinde dünya genelinde sosyal ve siyasi güç kazandı. Washington ve Brüksel’de lobi yapan meslek grupları, dünya genelinde üniversiteleri bankaları, TV şebekeleri ve gazeteleri var ve birçoğu tamamen burslu olmak üzere 2 milyondan fazla öğrencinin eğitim aldığı okulları işletiyor.
Tarikat, 1990′lı yıllarda çeşitli siyasi partilere desteği sayesinde Türkiye’de siyasi güç kazandı. Bunun karşılığında, polis içinde ve (Millî) Eğitim Bakanlığında önemli mevkilere atamalar elde etti. Türk ordusu, 1997 yılında zamanın iktidar partisi İslamcı Refah Partisini (RP), izlediği politikaların Türkiye’nin laik Anayasa’sını ihlal ettiği için uyaran bir bildiriyle tarikatın artan gücüne dikkati çekti.
Hemen sonrasında Türk mahkemelerinde açılan bir davada, Gülen’in, taraftarlarından “bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar varlıklarını kimseye fark ettirmeden sistemin arterleri içinde ilerlemelerini” isteyerek Türkiye’yi ele geçirmeye çalıştığı gerekçesiyle dava açıldı. Türkiye’den ayrılan Gülen, Birleşik Devletler’e yerleşti.
RP’nin küllerinden kurulan AK Parti 2002 yılında iktidara gelince Gülen hareketi yeniden canlandı. AK Partiyi destekledi; karşılığında mensupları hükûmet ihalelerini aldılar ve polisle bu kuruluşun iç istihbarat kolunun kontrolünü üstlendiler.
ERGENEKON SORUŞTURMASI
Son tutuklamalar Gülen hareketinin gücünü göstermektedir: polis önce liberal kadınları dinlemeye aldı ve daha sonra savcıdan tutuklanmalarını istedi. (Liberal kadınlar) günlerce sorgulandılar ve herhangi bir suçlama yapılmadan serbest bırakıldılar. Polisteki dosyaları, ifadeleri ve özel yaşamlarının ayrıntıları Gülen tarikatının sahibi olduğu medya kuruluşlarına sızdırıldı.
Bu kuruluşlar kadınları bir terör örgütünün üyesi olmakla suçladılar ve ÇYDD Başkanı Türkan Saylan’ı, Hristiyan İsviçre kökenli bir anneden doğduğu için olumsuz bir şekilde yansıttılar.
Ergenekon davası bir cadı avına dönüşmüştür. Şayet şüphe duyuyorsanız, Türkiye’deki bir dostunuzu arayın ve dava hakkındaki görüşlerini sorun. Arkadaşınız hava durumunun ayrıntılarıyla cevap verecektir. Batı’da insanlar en son bir kamu davasını tartışmaktan, ABD’deki McCarthy davaları sırasında korkmuştu.”
FEHMİ KORU’NUN SALDIRISI
Soner çağaptay’ın nasıl bir saldırı altında olduğunu bugün Yeni Şafak Gazetesi’nde Taha Kıvanç müstear ismi ile yazan Fehmi Koru’nun yazısında görülüyor.
Taha Kıvanç, Çağaptay’ın konuyu bilinçli olarak saptırdığını söyledi. Çağaptay’ın çalıştığı kuruluşun İsrail ile içli dışlı olmasını da ekledi.
Fehmi Koru pek çok kişi için ilginç gelebilecek şu sözleri de kullandı. “Amerikan medyasıyla geçmişte değişik düzeylerde yolum kesiştiği için bu tür yazıları yayınlatmanın ne kadar güç olduğunu biliyorum.”
Ergenekon Operasyonu’nun Çağaptay’ın anlattığı gibi olmadığını söyleyen Koru, bu gerçeği anlaması için Çağaptay’a ilginç bir yol önerdi. Soner Çağaptay’ın kardeşi Habertürk Televizyonu Haber Müdürü Ali Çağaptay’ı aramasını istedi. Ali Çağaptay’ın kendisi ile benzer düşündüğünü ifade eden Koru, Ali Çağaptay’ın cevabını ben de kabul ederim dedi.
İşte Koru’nun o yazısı:
Cehalet değil, kasıtlı çarpıtmaca…
“Türkiye’de bir tanıdığınız varsa arayın ve Ergenekon davasıyla ilgili düşüncesini sorun; dostunuzun havadan-sudan söz etmeye başladığını fark edeceksiniz” diyor İngilizce Newsweek’in yarın satışa sunulacak sayısında yer alan bir yazının yazarı…
“Neden?” sorusuna da derginin Amerikalı okurlarının anlayacağı dilden cevap veriyor: Çünkü Türkiye’de McCarthy dönemini andıran bir büyük kampanya sürdürülüyor: Masum insanlar polis tarafından tutuklanıyor… Küçük kızlara eğitim vermek dışında amaçları olmayan bir grup kadını bile tutukladı polis… ‘Polis’ dediysem siz bunu her işte eli-ayağı bulunan bir ‘tarikat’ ile irtibatlı devlet görevlileri anlayın…
Uzunca yazı özeti bu.
Türkiye’de insanların ‘derin devletin tasfiyesi’ olarak görüp umutlandıkları, demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlamak için oluşturulmuş çetelerle ilgili bir dava, Newsweek yazarına göre, küçük kızlara eğitim yaptırmak için çabalayan kadınları tutuklamanın aracı… O kadınların üzerine gidilmesi de tarikatın aynı kızları kazanma niyetindenmiş…
Kendisine rakip gördüğü için ‘tarikat’ o kadınların üzerine gidilmesini mensubu olan polislerden istemiş… Onlar da dururlar mı, liderlerinin emrini yerine getirmiş ve kadınları tutuklamışlar…
Bunu yazan cahil biri olsa, ya da Türkiye’de câri hukuk sistemini bilemeyecek bir Amerikalı, güler geçerdim de yazının üzerinde dünyanın en iyi üniversitelerinin birinden diplomalı bir Türk’ün ismi var: Soner Çağaptay… Cahil hiç sayılmaz, hukuk sistemimizden habersiz olduğunu da söyleyemeyiz.
O halde nasıl oluyor da Türkiye’de polisin kendi başına tutuklama yapamayacağını bilmiyor ve yazıda bir çok yerde ‘polis tutukladı’ anlamına gelecek ifadeler kullanıyor? Tahminimi söyleyebilirim: Aslında doğrusunu biliyor, ama Amerikalı okurların kafası karışsın ve zihinleri en sonda yapacağı ‘cadı avı’ ve McCarthy benzetmesine hazır hale gelsin diye bunu bilhassa yapıyor…
Tıpkı Yale mezunu olan ve dini konulara yüzeysel de olsa âşina birinin Fethullah Gülen’le irtibatlı cemaat oluşumuna ‘tarikat’ denilemeyeceğini bileceği gibi… Yazının neredeyse her paragrafında ‘tarikat’ deyip duruyor Soner Çağaptay.
Çağaptay’ın Türkiye ilgisi mesleğinden kaynaklanıyor; olayları istediği gibi saptırıp farklı bir biçimde yansıtma cür’etini de çalıştığı Washington Institute For Middle East Policy (kısa ‘WINEP’ diye anılıyor) adlı kuruluştan… WINEP Amerikan başkentinde faaliyet gösteriyor, ama İsrail Hükümeti ile içli dışlı bir kuruluş.
WINEP’i 28 Şubat sürecinde yayınladığı tek taraflı Türkiye raporlarından hatırlayacaksınız.
Ancak Soner Çağaptay’ın cür’eti o kadar fazla ki, şimdi çalıştığı kuruluşun geçmişte yaptığı çalışmalar ve yayımladığı raporlara ters düşmeyi bile göze alabiliyor. Sözgelimi bu son Newsweek makalesinde 28 Şubat’ın aslında Fethullah Gülen ve cemaatine karşı yapıldığı iddiasını seslendirebiliyor.
22 Temmuz 2007 genel seçimi ardından Türkiye’yi değerlendiren bir makaleyi Wall Street Journal (WSJ) için kaleme almıştı. Çağaptay; orada da garip teorilerle çıkmıştı Amerikan okurları karşısına… O yazıyı dönüp bir kez daha okuyunca gülmekten kendimi alamadım: İlk özelliği ‘güvenilir olmak’ diye belirlenen ‘uzman’ sıfatını taşıyor, ama aynı konuda iki farklı tez seslendirebiliyor…
Genel seçim sonrası WSJ’de yazdığı yazıda 22 Temmuz sonucuyla Gülen Cemaati arasında bir irtibattan -ima yoluyla bile- söz etmediği halde, Newsweek makalesinde, mensupları için ihaleler ve istihbarat örgütüyle polisi elinde tutma karşılığı cemaatin Ak Parti’yi desteklediği iddiasını seslendiriyor.
Amerikan medyasıyla geçmişte değişik düzeylerde yolum kesiştiği için bu tür yazıları yayınlatmanın ne kadar güç olduğunu biliyorum. ‘Facts checking’ (olguları denetleme) diye bir süreç yaşanmadan basılmaz iddialı yazılar; içindeki bilgilerin değişik kaynaklardan teyidi alınır.
Newsweek’te yayımlanan yazı baştan ayağa sorunlu: Türkiye’de Fethullah Gülen’e ve yaptıklarına ters bakanlar bile ‘tarikat’ iddiasında değiller; yargı dahil… Ergenekon ise onun iddia ettiği türden entipüften bir yargılama değil, Türkiye’nin demokrasiye kavuşmak için neredeyse tek şansıdır.
Umurlarında olur olmaz, bilemem, ancak bu yazıdan sonra Newsweek dergisinin titizliğinden eskisi kadar emin değilim.
Soner Çağaptay’a bir teklifim var: Sıradan birine değil, önemli bir haber kanalında müdürlük yapan öz kardeşine telefon etsin ve Ergenekon hakkında ne düşündüğünü sorsun; ondan alacağı cevabı ben de geçerli sayacağım.”
http://www.odatv.com/Medya/yandas_medyanin_hedefinde_artik_bu_yazar_var-16193.html
Tabi Nukleer santral ihalesi yaklasiyor,haberturkle cemaat bir yakinlasma icine girdi,ondan sonere git kardesine sor diyor.ulen ne adamlar ya.
Benzer bir yorum http://www.kalkartik.com/index_files/newsweekturkiye.htm linkindeki makalede de yer alıyor.
Soner Çağaptay Washington Enstitüsü’nde kıdemli uzman ve Türkiye Araştırma Programı’nın direktörü olarak görev almaktadır.
Özellikle Türkiye-A.B.D. ilişkileri, Türkiye siyaseti, ve Türk milliyetçiliği hakkında birçok akademik dergi ve uluslarası basın medya yayında yazısı var. Bunlar arasında Wall Street Journal, Middle East Quarterly, Middle Eastern Studies, Los Angeles Times, Washington Post, ve Newsweek mevcut. Ayrıca Fox News, CNN, NPR, Voice of America, al-Jazeera, BBC, CNN-Türk, ve al-Hurra’da düzenli olarak konuşmacı olarak yer alıyor.
Tarih eğitimi gören Dr. Çağaptay, Türk milliyetçiliği üzerine yaptığı doktorasını Yale Üniversitesi’nde 2003 yılında tamamladı. Dr. Çağaptay Yale ve Princeton’da Ortadoğu, Akdeniz, ve Doğu Avrupa hakkında dersler verdi. Yale’de 2003′ün ilkbaharında verdiği Türk tarihi dersi üniversite tarafından bu konu üzerinde son 30 yılda verilen ilk ders olma özelliği taşıyor. 2006′dan 2007′ye kadar Princeton Üniversitesi’nin Ortadoğu Çalışmaları bölümünde Ertegün Profesör’ü olarak görev aldı. Şu anda Dr. Çağaptay Georgetown Üniversitesi’nin Dışişleri Okulunda ziyaretçi profesör olarak ders vermektedir.
Dr. Çağaptay birçok ünvan, burs, ve kürsü başkanlığına layık görülmüştür. Bunlar arasında Smith-Richardson, Mellon, Rice, ve Leylan bursları, ve Princeton’da Ertegün kürsüsü var. Ayrıca A.B.D. Dışişleri Bakanlığının Eğitim Enstitüsü’nde Türkiye Uzman Bölge Çalışmaları Programı’nın kürsü başkanıdır.
Uzmanlık alanları: Türkiye, A.B.D.-Türkiye ilişkileri, Kuzey Irak, Iraklı Kürtler, Türkiye ve İslam, Türkiye-AB ilişkileri, Kıbrıs, Türkiye-NATO ilişkileri, Modern Türkiye tarihi, Geç Osmanlı dönemi, ve Balkanlar.
En son araştırma alanları: Türkiye’de laikliğin kökeni, laik bir demokrasi için silahlı kuvvetlerinin önemi, Türkiye’nin son zamanlarda İslamcı siyasi partilerle deneyimleri, ve Türkiye’nin AB’ye geçiş çabalarının çerçevesinde olan siyasi açılımlar.
Konuştuğu diller: Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, Boşnakça, Osmanlıca, İbranice, Azerice
Son zamanlarda Türkiye’nin kendi bölgesinde kaydettiği gelişmeleri sindiremeyip eksen kayması tartışmasını başlatan kıdemli ulusalcıdır.