İstiklal Marşından rahatsız haberi
Ergenekon İddianamesinde ismi rumuzla geçiyor haberi
Çarşaflı ve sakallıları vurun emri
Vakit Gazetesi’nden Hasan Karakaya’ya konuşan emeli asker öyle şeyler anlattı ki, okuduklarınıza inamamayacaksanız..
Karakaya’nın yazısı:Bir emekli subayla gündem ve Sultanbeyli üzerine!
Birkaç gün önce, bir “emekli subay” geldi ziyaretime… Daha önceden “telefon” açıp “randevu” talebinde bulunurken, “Çok önemli bir konuda bilgi vermek istiyorum” demişti… Geldi… Daha söze başlarken, “Aslında” dedi; “Sizi pek tanımıyorum.. Gazetenizi de sıklıkla okuduğumu söyleyemem… Haa, hemen söyleyeyim; YAŞ kararıyla ordudan atılanlardan değilim… Kendi isteğimle emekli oldum!.. Bunları söylüyorum ki; biraz sonra anlatacağım olayı çarpıttığım düşünülmesin!.. Bir şey daha söyleyeyim: Emekli olmama rağmen, bazı arkadaşlarımla zaman zaman biraraya geliyor ve durum değerlendirmesi yapıyoruz!”
Bunları söyleyince, biraz da “esprili” bir üslûpla, “Hayrola” dedim; “Siz de tedirgin olan genç subaylardan mısınız?.. Malûm; bugünlerde muhtıra söylentileri ile yatıp, darbe çığırtkanlıkları ile kalkıyoruz da!”
Misafirimin yüzünü “buruk bir gülümseme” kapladı… “TSK içinde” dedi, “Hassas olunan konular elbette var… Ancak bunlar, medyanın abarttığı ve bazı siyasilerin köpürttüğü kadar değil!.. Ve ayrıca, durumun tersine döndüğü bile söylenebilir!”
Merakla sordum, “Nasıl yani?”
“Bazı partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının TSK üzerinden siyaset yapmaya ve siyasî ikballeri uğruna TSK’yı kullanmalarına, en azından benim görüştüğüm arkadaşlar fena halde sinirleniyor!..
Haa, bu demek değil ki, TSK’da cuntacı emeller taşıyan hiç kimse yok… Elbette vardır!.. Dün de vardı, bugün de, yarın da var olacaktır!.. Bunlar, el altından medyayı da kullanıp, bazı haberlerin öne çıkarılmasını sağlamaya çalışacaklardır!..
Ancak; TSK’nın genelinde, kendileri üzerinden siyaset yapılmasının TSK’yı yıprattığı gibi bir kanaat oluşmaya başladı ve hatta bu kanaat gittikçe güçleniyor…”
ANKARA’DAKİ BOMBA NEYİN NESİ?
“İyi ama” dedim;
Bazılarının, kendi “ürkeklik” ve “pısırıklık”larına veya yaptıkları “siyasî hesap”lara “Biz öyle davranmasaydık darbe olacaktı” gibi bahaneler ileri sürmelerine “zemin” hazırlayan, biraz da “TSK’nın gri tavrı” değil mi?..
Misafirim, “Biraz önce dedim ya” dedi;
“Malûm hassasiyetler ve denge hesapları!.. Tabii, hemen herkesin, aynı konuda aynı şekilde düşünmediği olgusunu da unutmamak gerekir!”
Tam açık ve net olmasa da, sorumun cevabını galiba aldım!..
Hazır fırsat bulmuşken, “Ya Ankara’da 22 Mayıs günü patlayan bomba?” dedim;
Malûm;
“O bomba” ile ilgili birçok “senaryo” üretildi!..
Kimi, “İktidara verilen bir mesaj” dedi, kimi de; “Hükümeti sınırötesi operasyon kararı vermeye zorlamak” şeklinde değerlendirdi!..
Peki, “arkadaşlarınız” ne düşünüyor bu konuda?..
“Aslında” dedi;
“Her vatandaş gibi, her asker PKK belâsından muzdarip… Ankara Ulus’ta patlayan o bomba, hepimizi derinden yaraladı… Yalnız, şu da var: O bomba, Türk halkını, dolayısıyla TSK’yı Kuzey Irak’a çekmeyi amaçlayan bir tahrik ve hatta bir tuzak bombasıdır!..
PKK’nın ABD ve Avrupa tarafından kullanılıp desteklendiğini bilmeyen yok… Bu tür eylemlerin devamı gelebilir!.. Çünkü PKK, askerimizi Kandil’e çekmek istiyor!..
Kandil de malûm… Bir operasyon düzenlense bile; çok sayıda şehit verip, az sayıda PKK’lı yakalama gibi bir risk var!.. Kaldı ki; Kandil’in çevresinde 50 kilometre çaplı bir kuşatma için, onbinlerce askeri oraya yığmak gerekiyor!”
“Peki ama” dedim;
Siz, deminden beri “canlı bombanın PKK’lı olması ihtimali”nden söz ediyorsunuz… Fakat PKK, bu eylemi üstlenmedi… Ve ayrıca, DTP yetkilileri ve Osman Baydemir, eylemi kınayan açıklamalar yaptılar!.. Hatta, bunun üzerine; “22 Mayıs bombası, 22 Temmuz seçimlerini sabote etmeye yönelik derin bir provokasyon” şeklinde yorumlar yapıldı… Dahası, bombanın “Ulus” semtinde patlatılmasının, “ulusa gözdağı” olduğu yazıldı, çizildi!..
Misafirim, “eğer öyleyse” dedi;
“Derin ulus da cevabını verdi… Koskoca çarşının üç gün içinde tamir edilip açılması, Cumartesi günü orada verilen birlik görüntüsü, herhalde hem Ulus’un, hem de ulusun cevabı olmuştur!.. Ama ben, yine de, bu işin içten olabileceğine ihtimal vermiyorum!..
Ama, şunda haklısınız:
TSK’nın 27 Nisan Bildirisi’ni kendi emelleri için kullananlar, bu bomba olayının da Hükümet’e yönelik olduğunu iddia edebilirler!.. Hem de, TSK’yı yıpratma pahasına!”
DOĞU SİLAHÇIOĞLU’NU TANIR MISINIZ?
Baktım, lâf lâfı, lâf da sigara paketini açıyor, “Kusura bakmayın” dedim; “bir önemli olay”dan söz etmiştiniz; nedir sizi buraya getiren bu önemli olay?..
Ne ilgisi varsa; pat diye,
“Doğu Silahçıoğlu’nu tanır mısınız?” diye sordu!..
“Hiç tanımaz mıyım?” dedim;
Doğu Silahçıoğlu’nu tanımayan mı var?.. “28 Şubat Süreci”nin en önde gelen “komutan”larından biriydi… “2. Zırhlı Tugay Komutanı”ydı!..
Hele, dönemin Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Nabi Koçak ile yaşadığı “heykel” polemiği vardı ki, hiç unutulmaz!.. “Burada hiç Atatürk heykeli yok” diyerek, belediyeye bile bilgi vermeden caddenin ortasına Atatürk heykeli diktirmiş, askerlere de “heykel nöbeti” tutturmuştu!..
Hele 30 Ağustos 1997’deki “Zafer Bayramı”nda, karargâh subaylarıyla birlikte “gövde gösterisi” yapması, unutulur gibi değil!.. Tören esnasında Belediye Başkanı Ali Nabi Koçak’la hiç konuşmamıştı!.. Ekranlara yansıyan “o görüntü” hiç unutulur mu?..
Şu tavrı da unutulmaz:
Bir defasında 2. Zırhlı Tugay’a yiyecek getiren ve üzerinde “Besmele” yazan kamyonu içeri sokmamıştı!..
Kamyon, üzerindeki “Besmele” yazısı kâğıtlarla kapatıldıktan sonra girebilmişti tugaydan içeri!..
Sonra Samsun’a gitmişti… Tabii, “tümgeneral”liğe terfi ettirilerek… Orada da; “İlkadım” heykeline kafayı takmış, temeli 1981’de Kenan Evren tarafından atılan fakat 3 yıl sonra, “özgürlük ve barış figürleri”nin “çıplak” olması sebebiyle yine Evren tarafından “kaldırılması” talimatı verilen heykeli “kurtarmaya” soyunmuştu!..
Dahası; dönemin 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Çakır’ı da, “irticacı” olduğu iddiasıyla tam “25 gün” süreyle makamına kabul etmemişti!..
Bildiğim kadarıyla, 2005 yılındaki “Yüksek Askeri Şura”sında da, birçok “28 Şubatçı” gibi, Doğu Silahçıoğlu da emekli oldu!..
“ÇARŞAFLIYI, SAKALLIYI GÖRDÜĞÜNÜZ AN!”
Misafirim gülümsedi… “Sizde epey iz bırakmış” dedi… Sonra da; “Çok şey biliyorsunuz, ama Sultanbeyli’de yaşanan bir olaydan, belli ki haberiniz yok!”
Şaşırdım… Oysa, “Samsun’daki bir toplantı”da “İslâm” ve “Şamanizm” hakkında neler söylediğinden kelimesi kelimesine haberim olmuştu…
Demek ki, “Sultanbeyli”yi atlamışım!..
“Ne olmuş Sultanbeyli’de?” dedim…
“Ben orada değildim, ama kulağıma geldiğine göre, orada şöyle bir olay cereyan etmiş” dedi ve başladı anlatmaya:
“Doğu Silahçıoğlu Paşa; sürecin 28 Şubat Kararları ile sınırlı kalmayıp, bunun bir sıkıyönetim veya askerî darbeyle sonuçlanacağına, kendini iyice inandırmış!..
Belki de böyle hazırlıklar vardı…
Bu düşünceyle, 2. Zırhlı Tugay’daki subay ve astsubayları zaman zaman toplar, bir “darbe” durumunda veya “sıkıyönetim” ilanında ne gibi bir yol izleyeceklerine dair “strateji”leri anlatırmış!..
İşte, böyle bir toplantıda, “Eğer” demiş;
“Sıkıyönetim ilan edilirse, Sultanbeyli’ye hakim olmamız şart!.. Sultanbeyli’ye hakim olursak, İstanbul’a hakim oluruz… İstanbul’a hakim olmak da, Türkiye’ye hakim olmak demektir!..
Sultanbeyli’nin konumu bu kadar önemli!..
Bir sıkıyönetim ilanında, hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayın!.. Hele de çarşaflı, şalvarlı ve sakallı olanlara!..
Sokağa çıkma yasağını kim ihlâl ederse …, … aşağı!!! Sakın eliniz …, asılın …!.. Bunları sindiremezsek, hiçbir başarı elde edemeyiz!”
BİR ASTSUBAY KALKIYOR AYAĞA VE!
İşte o anda;
Yanılmıyorsam “Mardinli bir astsubay” kalkmış ayağa!..
Sert bir sesle, “Komutanım” demiş;
“Siz, şu anda askerî kurallardan değil, bir katliam planından söz ediyorsunuz!”
Ve ardından eklemiş:
“Sadece kılık ve kıyafetinden dolayı, herhangi bir insana; dediğiniz gibi kim bir keyfi eylemde bulunursa, bilesiniz ki, o asker veya subay/astsubaya ilk karşı çıkan ben olurum!”
Böyle konuşmuş ve oturmuş yerine!..
Sonra, beklenmeyen bir şey olmuş…
Doğu Silahçıoğlu Paşa, “hiç beklemediği bu direnç” karşısında, “Tamam arkadaşlar” demiş, “Toplantı burada bitmiştir!”
Bildiğim kadarıyla;
“Silahçıoğlu’nun stratejisi”ne tepki koyan astsubay, “disiplin cezası”yla, başka bir yere “sürgün” gönderilmiş!
Tabii, anayasayı rafa kaldıracak illegal darbe sonrasında, muhtemel “sokağa çıkma yasağı”na rağmen yasağı ihlâl edecek “çarşaflı, şalvarlı ve sakallıları devirme” planı da, bir daha hiç gündeme gelmemiş!..
BU “İDDİA”YA CEVAP BEKLİYORUM!
Ne yalan söyleyeyim, “tüylerim diken diken” olmakla birlikte; “üst düzey” değil, ama “orta düzey”de bir “emekli subay” olan misafirimin bu anlattıkları, biraz “abartılı” geldi bana!..
Düşünebiliyor musunuz;
Bir “astsubay” kalkacak ayağa ve koskoca Tuğgeneral’e kafa tutup, “Eğer öyle yaparsanız, onu yapacak olana ilk karşı çıkan ben olurum!” diyecek!..
Böylesine bir “gözü karalık” olabilir mi?..
“Tereddüt”lerimi anlamış olacak ki, “Niye olmasın?” dedi misafirim;
“Tamam, bazı askerî uygulamalar aşırıya kaçıyor olabilir!.. Ama, kılık-kıyafetinden dolayı insanlara böyle bir muamelede bulunulmasına hiç kimse eyvallah etmez!”
Sohbetimiz hayli uzamıştı… Misafirim, bir çay daha içip ayrıldı…
Ama, beni aldı bir merak!..
Doğu Silahçıoğlu, gerçekten böyle bir “girişim”de bulundu mu?.. “İlk tepkiyi ben veririm” diye başkaldıran bir “astsubay” gerçekten var mı?.. Varsa, şu anda “nerede” ve ne yapıyor?..
Umarım, bu yazı Doğu Silahçıoğlu’nun veya “o astsubay”ın, ya da “o salonda bulunanlardan biri”nin eline ulaşır da, “olayın aslı”nı ve “cereyan ediş tarzı”nı öğreniriz!.. Çünkü, “Silahçıoğlu’na ulaşma girişimleri”nde bulundum, ama sonuç alamadım!..
Amacım, sadece “gerçeği” öğrenmek!..
Çünkü ben, hele de bir “Tuğgeneral”in, üstelik “kılık-kıyafeti”nden dolayı halka karşı öyle bir sindirme emri verebileceğine hâlâ ihtimal vermiyorum!..
Hayır, böyle bir “ne yaptığını bilmez”lik düşünülemez!.. Şimdi, “olayın tarafları”ndan cevap bekliyorum…
“Kara Şubat”ı aydınlatmak için!..
Kaynak: vakit
Doğu Silahçıoğlu Kimdir?
Silahçıoğlu,1948′de Trabzon’da doğdu. 1968′de subay olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne katılan Silahçıoğlu, Kara Harp Akademisi, TSK Akademisi, Amerikan Silahlı Kuvvetler Akademisi’ni bitirdi. 1995′te generalliğe terfi eden Silahçıoğlu, 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı da yaptı.
Refah Partili Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Nabi Koçak ile heykel polemiği yaşadı. “Burada hiç Atatürk heykeli yok” diyerek, belediyeye bile bilgi vermeden caddenin ortasına Atatürk heykeli diktirti. Ve askerlere de “heykel nöbeti” tutturdu.
30 Ağustos 1997′deki “Zafer Bayramı”nda, gövde gösterisi yaptı. Tören esnasında Belediye Başkanı Ali Nabi Koçak’la hiç konuşmadı. Maltepe 2. Zırhlı Tugay’a yiyecek getiren ve üzerinde “Besmele” yazan kamyonu içeri sokmadı.
Daha sonra Samsun’a tayin olan Silahçıoğlu, dönemin 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Çakır’ı da, “irticacı” olduğu iddiasıyla tam “25 gün” süreyle makamına kabul etmedi.
Cumhuryet gazetesinde Darbe teorisyenliği yapıyor burada
28 Şubat sürecinin etkin isimlerinden Silahçıoğlu, Silahlı Kuvvetler Akademisi Komutanlığı’ndan Ağustos 2005′te, tümgenerallikten emekli oldu.

İşte gerçekler
Buyurun bakalım
Biz düşmanları İzmirden denize dökmüştük anlaşılan
yeterince derslerini alamadılar
Bir fırsat çıksada tarihe gömsekde hiç bir tarih kitabı
yazmasa
Ey millet saadetimiz herşeyimiz zamanında ne badireler
atlattı
Ama ne oldu geldi tayyiban diktası herşeyi yerle bir etti
Duydunuzmu Azerbaycanda ezanla iş başladı
Yakında memleketimizdede
efendim şu kişi neden başını örtüyor
madem ki öyle kafasını kıralımda içindekine bakalım diyenler
türeyebilir zaten yukarıdaki yazıda karanlık günlere işaret
ediyor daha neler göreceğiz
tayyiban da onlardan aşağı kalmayıp biz de bu ezan işini
böyle yapalım daha sonra şu camilerede el atalım hatta
bunların birçoğunun arsasıda çok kıymetli
satalım hazineye aktaralım vs. vs demeye başlarsa,
şöyle bir manzara gözümün adına geliyor
azgın boğalar müslümanı indirmiş ringe
başındada zangoçlar sayıyor,
türban…,ezan…, cami….. nakavt !!!!
Saadet partisinden başka yere gidenler
bu işin sonucuna hem burada katlanırlar,hemde……..
23 Temmuz sabahı partimiz
EN AZ 500 milletvekiliyle yeniden yoluna devam edecektir
Biz derinden de serinden de anlamayız
Tek adres Saadet
Evet yukarıdaki arkadaşa bende katılıyorum
Memleketimizde bulduğu ne varsa satıp savan
bu AMPÜL yakında bu kadar cami fazla
hem namazı evlerindede kılabilirler deyip
camilerin arsalarınıda paraya çevirmeye kalkabilir
Bütün millet bu AMPÜL den kurtulmak için
elinden geleni yapmalıdır
AMPÜLLLLLLLLLL partisine hayır
Saadet partili arkadaşım,
burada anlatılmak istenen şey derin devletimiz ve onun müttefikleri
solda birliği sağladıktan sonra şimdi sağı parçalama eylemine başladılar.
dün tekme tokat iktidardan uzaklaştırdıkları
milli görüş hareketine bugün ümit bağlamış durumdalar.
bunun neeni tayyip erdoğanın
biraz aşağıya çkilerek tek başına iktidara gelmesini önlemektir. uyanık olup bu oyuna karşı gelem zamanıdır.
burada mevzubahis erdoğan,akp değildir.
burada mevzubahis olan
ittihat terakki zihniyetinin
darbeci mantığın
halkı hiçe sayması,
siyaseti sıfırlama anlayışıdır.
selamlarımla
Selami bey arkadaşım ve adaşım,
Siz onları arayacaksanız Ampülün içinden başka bir
yerde aramayın
Biz o AMPÜLÜN ne Brütüs olduğunu herkesden iyi biliriz
Aynı işleri zamanında bize de yapmıştı
Bu Silahçoğlu mu, külahçoğlu mu, emin ol ki, dün bu yazıyı
okuyana kadar ismini bile bilmezdim eger 28 şubat dersen
badana medya da sürekli bir çevik çomak durumu oldu ki
kim kimdir ben bilemedim.
Ben şimdi diyorum ki seçimlere iki taraf katılsın biri
Saadet öteki tarafta derin serin ne varsa topu toplansın
23 Temmuz sabahı hepsini siler süpürürüz
hem de, bu bürütüsden bozma, emperyalizmden olma
AMPÜL doğruca müzeye kalkar
Eskiden merak ederdim bu memleket neden kalkınmadı diye
şimdi çıkıyorum sokağa hergün en az birkaç yüz derin devlet
kaldırımları aşındırıyor.
Bu kadar derinin olduğu bu kadar ayakkabı yalayıcısı ve
bankamatik tiryakisnin olduğu memleket herhalde
bir arpa boyu yol alamaz şaşacak ne var bunda deyu deyu
kendime kızmaya başladım ama bunlarıda içimden
söyledim yoksa sen bu toplumun gerçeklerinden anlamazsın
ey yobaz diye taşa tutarlar neme lazım
Kendileri anlıyorlar ya ne ala memleket.
Bize gerektir SAADET.
Evet yukarıdaki arkadaşa bende katılıyorum.
Bu ülkede iki gurup vardır
Bir tarafta SAADET partisi
diğer taraftada ittihat ve terakki partisi
yani akp Ampülü
Biz sandıkta bu ittihatçı ampülünü söküp atacağız
Bir türban sözünü tutmayan
ittihatçı ampülü bize ne verecek ki,
herkezin derinlerden takıldığı memlekette
kim tenezzül edecek veya derinlikten fırsat bulupda i
şe bakacakda memleket kalkınacak
ne güzel ittihatçı ampülü
ama biz onu alaattinin yağ lambasının yanına yollayacağız ki,
o daha fazla işe yarar
çünkü bunun ne işe yaradığıda belli değil
Patlak AMPÜLLLLLLLLLLL
Tek yol SAADET
Ustad zamaninda soylemis.Turkiye partili sistemle yonetilemez.baksaniza kardesim herkes birbirinin partisine laf atar kendi partisini ovuyor birbirimize laf atiyoruz.sonucta insaniz kardesiz birbirimizle itip kakismaktan gercekleri goremiyoruz ve bu sistemle hicbiryere gidemeyecegiz.
Sultanbeylide yasiyorum. Sultanbeyli girisinde bilen bilir Ataturkumsu bir heykel vardir. Dogu Silahcioglu Sultanbeyliye Turkiye tarihinin en cirkin Ataturk heykelini diktirmis ve bununla ogunmus biridir. “bir adamdir” diyecektim de dilim varmadi.
EFENDİLER…
UNUTMAYIN Kİ MEMLEKET DEĞİŞİYOR VE GELİŞİYOR.
ARTIK YOBAZ VE TÜREVİ KAFALAR HER NEREDE OLURSA OLSUNLAR TASFİYE EDİLECEKTİR.
İSTER ZORAKİ ŞUBATLAR İSTERSE SANAL NİSANLAR BUNU ENGELLEYEMECEKTİR. VE BİRGÜN BÜTÜN BUNLARA DÖNÜP KENDİ HALLERİNE GÜLEN VE TORUNLARINA ANLATACAĞI HİKAYELERDEN YÜZLERİ KIZARAN SÖZÜM ONA SULANMIŞ BEYİNLERDEN BAŞKA İZ BIRAKMAYACAKTIR…
Yavrucugum Siz nezaman akillanacaksiniz…Yediginiz tokatlar yetmedimi.Birazcik akliniz varsa gecmise bakip ders alin ve SAADET’i Ampül de ve gelecek ampüllerde arayin;Birakin bu bayatlamis agizlari…
istiklsl msrsimizi azina dahi birdaha alma pic.
yazdigina gore kesin az da olsa okumustur Dogu Silahcioglu “eceli gelmis it Cami Duvarina isermis…”
dogu silahcioglu 1998-2000 arası komutanımdı kendi capında tutarlı ve disiplinli bir komutandı dine inanır inanmaz size ne herkez islama inanacak diye bir sart yok yukarıdaki yazıyı vakit ten almıssın editor sıkıyonetim ilanını falan… ben boyle toplantılara sahit olmadım, yalan soylüyorsunuz. toplantıda itiraz eden de kürt kökenli astsubay! vakit iyi üfürmüş! değil astsubay kurmay başkanı bile karşı çıkamazdı… cehennem dinsizlere varsa emperyalistlerle işbirliği yapan müslümanlar için de var, vatan hainleri içinde var… ve site yapımcısı ve yorumcular dahil cehenneme kadar yolunuz var…
YAPMAYIN LÜTFEN YASİN EL KADI DAN HİKMEETYAR A ERBAKAN DAN MİLLİ GÖRÜŞE SAİD KÜRDİ DEN METİN KAPLAN A KDAR BU VAKİT GAZETESİNİN NE OLDUGU BELLİ KALEMLERİNDEN İRİN İFRİT KATLİAM AKAN İNSANLAR BUNLAR.HÜSEYİN ÜZMEZ 78 YAŞINDA ADAM 14 YAŞINDA KIZA TECAVÜZLE SUÇLANIYOR VE VAKİT YAZARI.ABDURRAHMAN DİLİPAK FİLİSTİN DAVASI ÇANAKKALEDEN 40 KAT DAHA KUTSALMIŞ ONA GÖRE.VE AYRICA A.TANER KIŞLALI,MUSTAFA YÜCEL ÖZBİLGİN VS VS VS..BİR SÜRÜ HEDEF GÖSTERİLEN İNSAN.
ben kendisini samsun sahra sıhhıye okulunda acemiliğimi yapaken tanımıştım. kendisi askeri fazlasıyla seven özellikle acemi askerleri bağrına basan biriydi. ama subaylara karşı aynı tavrı sergilediğini söylemek zor. bunun nedeni olarak.duyduğumuz bir rivayet belki de gerçek bilemiyorum. kendisi kıbrıs savaşında vurulmuş ve subay arkadaşları sahip çıkmamış, o zamanın acemi askerleri onu revire yetiştirmiş ve haytta kalmasını sağlamışlardır. o günden sonra subay ları pek sevmediği söylenirdi. acemi askeri çok sevdiği söyleniyordu. bunun kanıtı olarak ta bizler sdağıtım olurken kendisi en başa geçmiş sırasıyla tabur komutanlarını bölük komutanlarını subayları, assubayları hatta uzman çavuşları bile sıraya sokmuş bizleri selam vererek ağlayarak uğurlamıştı.buna kendim şahit oldum. bizlere yaz sıcağında yemekhane sıcak diye ağaçların gölgesinde dışarıda yemek yedirirdi. eğer bu yazdıklarımı okursa ona burdan saygılarımı gönderiyorum. ne demişler iyilik yap denize at.kendisini görüşlerinin çoğuna katılıyorum. oda bu vatana yıllarını vermiş emek harcamıştır.herkesin vatanını sevme koruma şekli farklı yada insanlar vatanına düşman o0larak gördüğü insanları farklı yorumluyor yada birinden diğerini daha zararlı görebiliyor. sadece insanları görünüşüne göre vurmak giyimine göre vurmak fikrine katılmıyorum. ama tehlike olarak gördüğü birçok şeyleride paylaştığımı aynı fikirde olduğumuzu söyleyebilirim. bir çok subay astsubay ve uzman erbaşın onun zamanında istifa ettiğini duymuştum ama dediğim gibi askerleri çok severdi ve bütün işleri makineyle yaptırdığını askere abuk subuk işler yaptırmadığını biliyorum…… tekrar kendisine burdan saygılarımı gönderiyorum.
Dogu Silahcioglu gibi insanlardan binlercesi gerekli bu vatana..bunu hic utanmadan ve hic cekinmeden söylüyor ve yaziyorum..bu insan kim ve ne olursa olsun..neye inanirsa inansin ama bir seyi kimse iddia edemez,onun vatanini sevmedigini!!!!!
bir insanda biraz akil fikir varsa Türkiyenin haline bir baksin???
hersey din bezirganligi ile yürütülüyor,resmen bir seriatlasma
yasaniyor,iktidarda olan seviyesiz insanlar bu hayallerine daha cabuk ulasmayi cok istedikleri halde;Atatürkcü insanlarin tepkilerinden cekindikleri icin yavas ama emi adimlar ile ilermeye tercih ediyorlar..silahcioglu gibi bir kisiye,bu tip yozlasmanin önüne gecebilmek ihtiyac vardir..sanli ordumuz olmasaydi bu yobazlar coktan emellerine ulasmislardi…burada yapilan muhabbetlerin cogu basit birer geyik muhabbetinden ileri gitmez..birgü silahcioglu gibi insanlarin ne derece hakli oldugunu tarih gösterecektir,ama Türkiyemiz icin gec olacagida malumdur…
Sayın Silahçıoğlu’nu Albay rütbesi döneminden tanırım. gerçek bir vatansever ve yardımsever kişiliği parmakla gösterilebilecek kadar önemlidir. Onun gibi insanlara ve subaylara bu ülkenin gerçekten ihtiyacı var.
Yüce kitabımızda fitne katillikten daha beterdir diyor. Ey kendine müslüman diyerek yüce dinimiz kirleten alçaklar. Hiç korkmuyormusunuz, bu yalanlarınız birgün size sorulacak, yaptığınız bu insanlık dışı iftiraların hesabını vereceksiniz. İlahi adaletin sanıyorsanızki atadığınız işblikçi hain kalemşörleriniz sizi savunur. Orda atamaları siz yapmıyorsunuz. Yoksul insanların çaldığınız paralarıda sizi kurtarmaz ne yapacaksınız. Cehennem azabından kormuyormusunuz. Nasıl müslümansınız. Bu kadar hainliği yalancılığı, iftiracılığı nasıl yapabiliyorsunuz, hiç vicdanınız yokmu. Size sadece acıyorum. Böceklerin bile bir haysiyeti şerefi var sizde o bile kalmamış. Sizede insan diyorlar işte kaderin cilvesi diye buna denir . Hiç bir insanlıktan nasiplenmemişsiniz. Sayın Silahçıoğlunu saygı ile selamlıyorum.
saadet partililere sesleniyorum.
siz ne balık hafızalısınız.
sadetee sizce başbakanlık yaptıracaklarınımı zannediyosunuz.
yaptınız 3 ay gördük işte
bak hiç bir akp liden sadete karşı bir kötü yorum duydunuzmu?
zaten akp li ler eski sadetli ler değilmi
yani sizin eski dava arkadaşlarınız eski milli görüşçüler.
utanmıymusunuz eski dava arkadaşlarınza ağıralçaltıcı ithamlar kullanmıya ampul muş.
yoksa sizdemi türbana karşısınız ?
bizim sevdamız bizim davamız bu değlmiydi?
hani başörtülü eşi olan başbakan olamazdı?
hani eşi kapalı olan cumhurbaşkanı olmazdı?
siz bu manzardan gurur duymuyormusunuz?
lütfen bırakın akp ye muhalefeti?
bu konuda chp yi geçtiniz.
köstek olmayı bırakın destek olalım birbirimize.
çünkü bir sp li akp ye
bir akp li sp ye oy verebilir.
ama başka parti tercihi çok ihtimalsiz.
kendimize gelelim
saadetliler
one muniute !
Paşamızın yaptığı ve hala üstünde durduğu bütün konular onun geleceği gören bir kişilik oldugunu ortaya koyar. O şartlarda ne gerekiyorsa onu yapmıştır. ülke refahı için. ama bazı kuş beyinliler bunu anlamaz. vatan kavramı ne olduğunu bilmez. bayrağını sahiplenmez. bu insanlara bu ülkede nefes almak haram. bunlar bölücüde olur irticacı da vatanını sevmeye dursun. her şeyin aşırısı zararlıdır. bu ülke o kadar güçlüymüş ki; hiç dostu olmasa da ayakta duruyor. güç isteyen zihniyetler ülkesini sevmiyorsa o güçle bir şey yapamaz. biz atatürk gençleriyiz kabüllenmeniz zorda olsa bu böyle biline. ülkede demokrasi var. yeri gelir seni getirir halk. yeri gelir bi başkasını. son sözü yine halk söyler.
Gün gelecek devran dönecek… insan gibi yaşamasını bilmeyenler bu dünyada olmasa da ahirette hesabını verecekler. yalan dolan ve hainlikle bu işler yürümez. Müslümanım diyen kişi önce vatanını sever. Ne Mutlu Türk’üm Diyene. Yaşasın Tam Bağımsız TÜRKİYE…
arkadaşlar adamın geçmişini bi okuyun atatürkü putlaştıran biri daha
gladio da işleniyor bu adamın filmdeki fuat aras olduğu konuşuluyor amerika ile ilişkileri de göz önünde bulundurulursa olası bi ihtimal acaba gerçekten vatanını seviyormu yoksa amerikalı biraderlerden emir mi alıyor sormak lazım beni suçlamayınbenkonuşulanları tartışılanları anlattım ayrıca şuirtica kelimesini de atın artık dilinizden yalama ettiniz (cahillik başa bela)