“Hükümeti devirmek için devlette 25 birim kuruldu!”
Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu’ndan ilginç iddialar… Hükümeti devirmek için devlette 25 birim kurulduğunu ileri süren Orakçıoğlu, Danıştay saldırısı, Dink suikastı gibi eylemlerin bu birimlerce yapıldığını savundu. İşte o açıklamalar…
Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, AK Parti hükümetini devirmek için ‘devlet içindeözel çalışma yapan 25 ayrı birim’ kurulduğunu önü sürdü. Orakoğlu Timaş Yayanları’ndan çıkan yeni kitabı ‘Ankara’da Gölge Oyunları’nda şu iddialarda bulundu:
‘Danıştay saldırısını, Atabeyler’i, Küre Operasyonu’nu incelediğinizde aynı adrese ulaşıyorsunuz. Bunların çete ve sivil uzantıları var. Cumhuriyet mitingi de psikolojik harekattı. Hrant Dink cinayeti de bu birimlerden biri tarafından işlendi. Burada hedef, hükümetin iktidardan uzaklaştırılması. Ama tek bir çetenin Türkiye genelinde böyle bir eylemi başlatması ve başarması mümkün değildir. Sayıları onlarca olan bu tür yapılanmaların bir odak tarafından yönetilmesi tehlikelidir.’
DİNK’İ ‘BİRİMLER’ ÖLDÜRDÜ
Danıştay saldırısıyla ilgili açıklamalarda bulunan Orakoğlu, star’a şunları anlattı: ‘Alparslan Arslan’ın Danıştay saldırısını gerçekleştirecek birimin başı olduğu görünüyor. Devlet içinde kontrolden çıkmış, yabancı ülkelerin kontrolünde olduğu anlaşılan bir birimle karşı karşıyayız. Buradaki tuhaflık, eylemlerde birimin başı değil, içindeki biri kullanılır. Danıştay saldırısından sonra bu birimin başka yerlerde çok daha ciddi eylemler yapacağı şüphesi vardı. Arabadan çıkan silahlar, bunun ipuçlarını vermektedir. Bu eylemi yapmak için seçilen asıl tetikçinin, eylem sonrası ortadan kaldırılacağına inanarak son anda vazgeçtiği kanaatindeyim. Arslan da eylemi yapmak zorunda kaldı. Danıştay saldırısı, Hrant Dink olayı, siyasi ve faili meçhul veya faili belli ama arkası belli olmayan cinayetlerde şu vardır: Bir ülkede bir siyasi cinayet işleniyorsa ve bunun arka planı bulunamıyorsa eylem kesinlikle bir servis işidir. Ya bu ülkenin kendi servisidir veya bir dış ülkenin servisidir. Veya sızma şekliyle yapılan bir eylemdir.’
BANA MİT’İ ÖNERDİLER
ÖTE yandan Orakoğlu milliyetçi ve ulusalcı çizgideki küçük bir partinin liderinin askerin desteğiyle hükümeti devirip, başbakan olacağını ve kendisini de önemli bir göreve getireceğini vaat ettiğini önü sürdü. Orakoğlu, altı ay önce gelen bu teklifte kendisine ‘MİT Müsteşarlığı’ teklif ettiğini anlattı.
O ismi açıklayacağım
Öte yandan Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, kendisine darbe imasında bulunan siyasi parti liderinin ortaya çıkmasını istedi. “Ankara’da Gölge Oyunları” adlı kitabı kaleme alan Orakoğlu’nun Bugün’e yaptığı açıklamalar tartışma yarattı. Armada Otel’de yemekte bir araya geldiği siyasi parti liderinin “Devlet kurumları ve siyaset yeniden dizayn ediliyor. Ben Başbakan olacağım” dediğini kamuoyuna açıklayan Orakoğlu, şimdi o ismin ortaya çıkmasını istiyor.
YOKSA BEN AÇIKLARIM
Orakoğlu, söz konusu yemekte siyasi parti lideriyle birbirlerine ‘gizlilik’ sözü verdiklerini hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: “28 Şubat’ta da insanlar kandırıldı. Anti demokratik sürecin nasıl yaşandığını, neler döndüğünü bilgilerimle anlatmaya çalıştım. O da Türkiye’de ve siyasi hayatta böyle olayların bir daha yaşanmaması için ortaya çıkmalıdır. Kendisini ortaya çıkmazsa, adını açıklarım.” Orakoğlu “O dönemde benim araştırmalarım sonucu bu kişinin başka kişilerden randevu istediğini, görüşme faaliyetlerine girdiğini öğrendim. Aslında birçok kişi benim kimden söz ettiğimi biliyordur” dedi.
Star, Bugün
Bülent Orakoğlu arşivi
1-28 şubatta darbe planlarını deşifre eden adam
2-Devlet içinde PKK ile bağlantılı olanları deşifre etti
3-Danıştay saldırısını yorumladı
4-Batı çalışma grubunu deşifre etti
5- Derin Devlet -Ergonokon-Çete bağlantısı hakkındaki görüşleri
6- Kitapları: 1-Darbeyi rapor ettim: Deşifre
7- Kitapları 2-Ankarada Gölge Oyunları
Son 5 yılda 2 cunta hükümeti direkten dönmüş
Son dönemin flaş isimlerinden biri, Bülent Orakoğlu. Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı.
Piyasaya çıkan yeni kitabı Ankara’da Gölge Oyunları devletin derin dehlizlerine uzanan tartışmaları yeniden ateşledi.
Dün kendisiyle uzun bir görüşmemiz oldu. Meğer, son 5 yılda 2 kez cunta hükümeti girişimi direkten dönmüş. Darbe girişimlerini saymıyoruz. Üstelik, ara rejim başbakanı veya bakanı olmak isteyen sivil cuntacıların sayısı da o kadar çokmuş ki, akıllara durgunluk verecek gibi…
İlk senaryo, 3 Kasım seçimlerinden kısa süre önce haziranda sahneye konuyor, temmuzda hızlandırılıyor. Projenin bir siyasi bir de askeri boyutu var. İddia şu; Ömer İzgi veya Hüsamettin Özkan’ın başkanlığında yeni hükümet kurulacak, Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun ise görev süresi 1 yıl uzatılacak.
Zira, Kıvrıkoğlu, 30 Ağustos 2002’de emekli olacak. Projenin fikir babası ise MHP’li İzgi. Kıvrıkoğlu için hem kendi partisi hem de DSP ve ANAP’tan destek arıyor. Özkan dışında destek bulamayınca, Kıvrıkoğlu’nun emekliliği kaçınılmaz oluyor.
Bu arada MHP Lideri Bahçeli’nin 3 Kasım seçim resti senaristleri telaşlandırıyor ama yeni hükümetle seçim tarihinin ötelenebileceği yeni bir sürecin başlatılacağı varsayılıyor. Kendisini bakanlık için hazırlayanlar kostümlerini bile yenilemeye başlıyor.
Mesela, Saadet Partisi Adana Milletvekili Ali Gören… Partisinden istifa ederken, gerekçesini şöyle açıklamıştı: ‘Ülkesi ve halkı için önemi, önceliği ve özelliği bulunan bir çalışmaya katkıda bulunmak için istifa ediyorum.’ Gazeteciler soruyor: ‘Bağımsızlardan oluşan bir hükümette mi yer alacaksınız?’ Gören’in cevabı gizemli: ‘Bu çalışmanın ne olduğunu anlatmaya yetkili değilim.’
Bülent Orakoğlu, yıllar sonra Gören’in gizemli konuşmasına açıklık getirdi: ‘Sanayi Bakanı olacağını düşünüyordu.’
Tabi, evdeki hesap çarşıya uymadı.
Okuyan, Perinçek, Baş ve Tantan
İkinci senaryo, yaklaşık 1 yıl önce yürürlüğe konuyor. Ancak süreç, bu yılın başından itibaren hız kazanıyor. Teknokratlar veya karma hükümet projesi yeniden tozlu raflardan indiriliyor.
Orakoğlu, bu senaryoyu şöyle anlatıyor: ‘6 ay önce Armada’da ulusalcı-milliyetçi çizgide küçük bir siyasi partinin genel başkanı ile yemek yedik. Bana ‘milli yapıda yeni bir hükümet kurulacak, devlet yeniden dizayn edilecek. Yeni hükümetin başbakanı ben olacağım. Çok uzun sürmez en geç 3 ay içinde bu iş biter.’
Bu açıklamaları dinlerken, 27 Nisan bildirisinin yayınlandığı gece NTV’ye bağlanan Sabah Yazarı Muharrem Sarıkaya’nın, ‘Şimdi ne olacak?’ sorusuna verdiği ‘Bu hükümet gidecek yerine yeni bir hükümet kurulacak’ sözleri geldi aklıma. Meğer, bazı kulaklara da fısıldanmış.
Esas mevzua dönersek… Orakoğlu’nun tarifi, 4 ismi akla getiriyor: Yaşar Okuyan, Sadettin Tantan, Haydar Baş ve Doğu Perinçek. ‘Kim?’ diye ısrarla sordum, açıklamadı. Sadece Haydar Baş için ‘O değil’ dedi.
Ardından Okuyan’ı aradım: ‘O şahıs ben değilim. Bülent Orakoğlu’nu tanımam, Armada’ya da 3-5 defa sadece çocuklarımla gittim. Eğer bana iftira atarlarsa hemen dava açarım.’
Tantan ve Perinçek’le irtibat kuramadım. Açıklama yapmak isterlerse, bu sütunlar onlara da açıktır.
Gazeteci başbakan adayı
Başkent kulislerini yakından takip edenler bilirler. Kendisini ara rejim hükümetinin başbakanlığına hazırlayanlar arasında meslektaşlarımız bile var.
Son dönemde askeri mahfiller ile siyasi partiler arasında mekik dokuyan bir yazar, dostlarıyla sohbet ediyor: ‘Durum çok kötü. Bu iktidar farkında değil. Böyle giderse darbe olur. En kötü ihtimalle bu hükümeti devirir, yerine başka bir hükümeti kurdururlar.’
Biri atılıyor: ‘O kadar kolay mı? Nasıl olacak?’ ‘Hiç merak etme hem de çok kolay olur’ diyor. Bir başka soru geliyor: ‘Teknokratlar veya bir azınlık hükümeti kurulursa başına kim gelir acaba?’
Yazarımız hafifçe kasılıyor, mimikleri değişiyor, gözleriyle kendini işaret ederek: ‘Şu karşındakini neden hiç aklına getirmiyorsun?’
Ne diyelim? Allah akıl fikir versin.
Büyükanıt baskı altında
Orakoğlu ile sohbetimizden kalan önemli bölümler var. Diyor ki: ‘28 Şubat süreci devam ediyor. Üstelik şiddeti artarak. Ancak Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi iktidar, bildiriye aynı sertlikte cevap vererek dik durmayı başarmıştır. Ama bu sorun, sadece iktidar partisinin değil tüm siyasi partilerin ortak sorunudur. Siyaset, ortak çıkış yolu belirlemelidir.’
Çözüm önerisine katılıyorum. Bir de uyarısı var: ‘Devlet içinde yuvalanmış çeteler iktidarı devirmek istiyorlar. Küre ve Atabeyler, son olarak Ümraniye’de ortaya çıkarılan çete de bu şekilde düşünülmelidir. İlk olarak siz yazdınız, Özden Örnek günlüklerinde olduğu gibi geçmişteki anti demokratik girişimleri Hilmi Özkök önledi.’
Ya şimdi? Orakoğlu, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın da ‘sorumlu’ davrandığını düşünüyor ancak ordu yönetiminde ciddi görüş ayrılıklarının bulunduğunu söylüyor: ‘Büyükanıt alttan gelen genç subaylar sendromuyla karşı karşıya.’
Ankara`da gölge oyunlariymis B O P da Fetullah Gulenin
ayak oyunlarini temize cikarmak icin yazilmis Ne diyelim? Allah akıl fikir versin. uyan Turkiye Uyan…..herkese iş aş şimdi Haydar Baş, adamin kendine hayri yokki kafa kariştirmak icin öne surulen isimler.
pars armudu daha insanların ismini tam yazamıyorsun sen en iyisi yorum falan yapma git bir sepete gir seni yiyecek ayıyı bekle
Fetocular Türkiye’yi ele geçirmeye çalışıyor.Ama sıkar.Kendileri dini alet ederek Anadolu halkının duygularını sömürüyorlar.Şimdi soruyorum fettullah gülen o kadar müslümanda abd de niye yaşıyor?Bu kadar parayı nereden buluyor?Kiliselere niye o kadar yardım ediyor?Beyler aklınızı başınıza toplayım.Burası Türkiye Cumhuriyeti!Biz bu vatanı atalarımızın kanıyla aldık.3-5 tane fetocuya bu memleketi bırakmayız.Gerekirse bizde kanımızı seve seve bu memlekete feda ederiz.Fetocuların yaptığı tek iş at izini it izine karıştırmak.Şunu bilmiyorlar ki birde bozkurt izi var.Bunu silmek veya karıştırmaya kimsenin gücü yetmez.Siz bu memleketi sahipsiz mi sandınız?NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!