25 Temmuz 2007
![]()
Ümraniye’deki bir gecekonduda ele geçirilen el bombaları ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında yapılan incelemede Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Türkiye’yi karıştıracak üç önemli cinayetin suikast planları ortaya çıktı.
Kuvai Milliye’cilerin bilgisayarlarında başlatılan incelemelerde Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ya AKP’den her hangi bir kişinin Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Ermeni Patriği Mutafyan, Fener Patriği Bartholomeos ve işadamı İshak Alaton’un öldürülme planlarının yapıldığı similasyon planları ortaya çıktı.
İstanbul/Ümraniye’deki bir gecekonduda ele geçirilen el bombaları ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Kuva-i Milliye Derneği Başkanı Bekir Öztürk’ün bilgisayarından Fener Rum Patriği Bartholomeos, Ermeni Patriği Mutafyan ve İşadamı İshak Alaton’a yönelik suikast senaryolarına dair bir belgenin çıktığı öne sürüldü. Cinayet planlarının yapıldığı simulasyon belgesi nedeniyle Barholomeos, Mutafyan ve Alaton’un korunması için güvenlik önlemlerinin arttırılması istendi.
ŞOK SUİKAST SENARYOLARI BİLGİSAYARDA
Terör örgütü üyesi olmak” ve “askere itiatsizliğe tahrik” suçlarından tutuklanan Kuva-i Milliye Derneği Başkanı Bekir Öztürk’ünolduğu iddia edilen ve derneğin genel merkezinde ele geçirilen bilgisayarda yapılan inceleme sonucu Fener Rum Patriği Bartholomeos, Ermeni Patriği Mutafyan ve İşadamı İshak Alaton’a suikast gerçekleşeceğine ilişkin bir yazının ele geçirildiği öğrenildi.
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE ÜLKEYİ KARIŞTIRACAKLARDI
Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı’nın talimatı üzerine geçtiğimiz hafta Ankara, Konya, Bursa ve Balıkesir illerinde bulunan Kuva-i Milliye Dernekleri’ne baskınlar düzenlenmiş dernek başkanı Bekir Öztürk’ünde aralarında bulunduğu 5 kişi gözaltına alınmıştı.Ankara ilinde bulunan derneğin genel merkezinde yapılan aramada ele geçirilen bilgisayarın yapılan incelemesinde ortaya çıkan suikast planları incelemeye alındı. İddialara göre Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ya AKP’den bir kişinin Cumhurbaşkanı olması durumunda ki simülasyonlarda :1. Suikast olarak Fener Patriği Bartholomeos’un öldürülmesi; 2. Suikast olarak Ermeni Patriği Mutafyan’ın öldürülmesi, 3.suikast olarak da işadamı İshak Alaton’un öldürülmesi konularını içeren planlar olduğu iddia edildi.
GÜVENLİK BİRİMLERİ TEDBİRLERİ ARTIRDI
Bunun üzerine savcılık tarafın Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bir yazı gönderildiği ortaya çıktı. Yazıda, belgede yer alan Mutafyan Barholomeos ve Alaton’a yönelik güvenlik önlemlerinin arttırılmasının talep edildiği öğrenildi.
Gazeteport
Cumhuriyet mitinglerine askerler de katılmış!
İstanbul Beşiktaş’taki Ağır ceza Mahkemesi savcılığına gönderilen bir ihbar mektubu adliyeye bomba gibi düştü. Mektupta Cumhuriyet Mitinglerine, bazı komutanların emri ile askeri personelin aileleri ile katıldığı belirtiliyor, tespit ettirilen görüntülerle askeri personelin yasak olan bu eylemlerinin cezalandırılması isteniyor.
Gönderilen ihbar mektubunda Cumhuriyet Mitinglerine, 1. ordu komutanlığı bünyesinde görev yapan bazı komutanların emri ile askeri personelin aileleri ile katıldığı ihbar ediyor, tespit ettirilen görüntülerle askeri personelin yasak olan bu eylemlerinin cezalandırılması isteniyordu. Gönderilen ihbar mektubunda, mitinge katıldığı ileri sürülen personel tek tek fotoğraflanarak görev yaptıkları birimler de ayrıntıları ile belirtiliyordu.
Savcılık gelen ihbar mektubu ve gönderilen fotoğrafları, doğruluğunun tespiti için İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderdi. TSK iç hizmet ve askeri ceza kanununa göre, askerler derneklere üye olamaz, siyasi içerikli toplantı ve mitinge katılamaz. Bu maddeye uymayanlarsa, 1 aydan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Mitinge katılan subayların, TSK iç hizmet kanununu ihlal ettiği ve askeri ceza kanununun 148 maddesini ihlal ettiği belirtiliyor.
İstanbul Beşiktaş’taki Ağır ceza Mahkemesi savcılığına gönderilen bir ihbar mektubu adliyeye bomba gibi düştü. Gönderilen ihbar mektubunda Cumhuriyet Mitinglerine 1. ordu komutanlığı bünyesinde görev yapan bazı komutanların emri ile askeri personelin aileleri ile katıldığını ihbar ediyor, tespit ettirilen görüntülerle askeri personelin katılması yasak olan bu eylemlerinin cezalandırılmasını isteniyordu. Savcılık gelen ihbar mektubu ve gönderilen fotoğrafları, doğruluğunun tespiti için İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gönderdi. TSK iç hizmet ve askeri ceza kanununa göre, askerler, derneklere üye olamaz, siyasi içerikli toplantı ve mitinge katılamaz, bu maddeye uymayanlar, 1 aydan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Mitinge katılan subayların, TSK iç hizmet kanununu ihlal ettiği ve askeri ceza kanununun 148 maddesini ihlal ettiği belirtiliyor.
Edinilen bilgilere göre İstanbul’da yapılan Cumhuriyet Mitingi’nden birkaç gün sonra Beşiktaş’ta bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelen bir ihbar mektubu ve fotoğraflar bütün savcıları şaşırttı. Gönderilen ihbar mektubunda kendisinin de bir askeri yetkili olduğunu belirten bir kişi, İstanbul 1. Ordu Komutanlığı’nda görev yapan bazı subayların sürekli olarak politika konuşup, askeri görevlerinin dışına taştıklarını, Cumhuriyet’in tehlikede olduğunu belirterek düzenlenen Cumhuriyet mitinglerine eşleri ve çocukları ile birlikte katıldıklarını ve emrindekilere de katılmalarını zorunlu tuttuklarını, kendisinin bu konuyu üstleri ile konuşmak yerine savcılığa suçduyurusunda bulunmayı daha uygun bulduğunu belirtiliyordu. İhbar mektubunda bu mitinglere katılan askeri personelin adları, Çağlayan’da çekilen fotoğraflar üzerinde tek tek yazan ihbarcı, askeri personelin TSK iç hizmet kanununu ve Askeri Ceza Kanunu’nun 148. maddesini ihlal ettiğini belirtiyor ve mitinge katılanların 1 aydan 5 yıla kadar cezası olduğunu ayrıca ihbar ediyordu.
İŞTE O MEKTUP:
“Sayın Yetkililer, Paşamızın, “yürüyüşlerin arkasında benim arkadaşlarım, subaylar, emekliler ve eşleri var..” Sözünü görünce bu mektubu size de göndermek istedim.
Ben İstanbul’da görev yapan TSK mensubu bir personelim. Ülkemiz uzunca bir süredir görülmemiş biçimde sıkıntılı günler geçirmektedir. Devlet kurumlarının (sivil-asker) birbirine karşı güvensizlik içerisinde ve çatışma halinde olmasından son derece rahatsızlık duymaktayım. Son günlerin popüler aktivitesi haline gelen mitinglere askeri personelin taraf olarak katılmaması gerektiğini düşünüyorum. Demokratik hakkın gereği olsa bile bizler toplumun her kesiminin buluştuğu bir kurumda çalışıyoruz. Ama gelin görün ki biz de boğazımıza kadar siyasetin içine girdik. Askerliği bıraktık politikaya girdik adeta. Günlük mesailerimizde, mesai dışı konuşmalarımızda hep günlük politika konuşulmaktadır. Kendi kurumumuzdaki sıralı amirlerimize bu gidişin yanlış olduğunu söyleme demokratik hakkını ve cesaretini bulamadığım ve objektifliğine inandığım bir kurum olarak sadece sizi gördüğüm için size yazmaya karar verdim. İsmimi açıkça yazmama gerekçemi mazur göreceğinizi umarım.
Sayın Yetkililer, İstanbul 1′inci orduda görevli bulunan P.Yb. Bülent A. 27 nisan cuma akşamı yemekten sonra emrindeki bütün personele 28 nisan cumartesi günü Çağlayanda düzenlenecek mitinge katılmaları için emir vermiştir. .sabah saat 09.30 da Şişli Burgerking önünde toplanmalarını ve yoklama alacağını belirtmiştir. Yemekten erken çıkan ve veya yemeğe gelmemiş personeli arattırarak emrini ilettirmiştir. Bu emir sonucunda askeri personelden birçoğu mitinge katılmıştır. Katılmayanlar hakkında işlem yapacağını söylese de daha sonra bu kararından bazı endişeler taşıdığından dolayı vazgeçmiştir. Ayrıca sempatik kanalları kullanarak yan birliklerden ve İstanbul garnizonundaki başka birliklerden de birçok kimsenin mitinge katılmasını sağlamıştır. Mitinge katılan benim bildiğim askeri personelin isimleri altta, mitingteki görüntüleri ise aşağıdadır.
1. Yzb. Bülent A.İstanbul
2. Astsb. Hakan Ü. istanbul
3. Bşçvş. Hüseyin K. İstanbul
4. Ütğm. Koray K.İstanbul
5. Tğm. Burak K.( istanbul)
6. Bşçvş. Hüseyin K. İstanbul
7. Yzb. İlker G. İstanbul
8. Bşçvş. Hakan G. İstanbul
9. Bnb. Ali G.İstanbul
İstanbul’da bulunan 66’ncı mknz. P.tug.’da ise isthb. Yb.Levent Bilgin’in organizatörlüğünde mitinge katılan askeri personelin isimleri ve görev yerleri aşağıda belirtilmiştir. (Gazeteport’ta ihbar edilen askeri personelin tam listesi bulunmaktadır. Ancak olay henüz soruşturma aşamasında olduğundan ve kimseyi zan altında bırakmak istemediğimiz için katıldığı ileri sürülen askeri personelin soyadlarını ve görev yerlerini kapatarak yayınlıyoruz)
1. Yzb Levent B İstanbul (çağlayanda baronun terasında cübbeyi giyerek istanbul baro başkanının yanında mitinge katıldı) .
2. Bnb. Ali T. İstanbul
3. Yzb. Mehmet S.İstanbul
4. Yzb. Kaan İ.İstanbul
5. Bçvş. Zafer G. İstanbul
6. Bçvş. Aytaç O. İstanbul
7. Bnb. Ahmet Y. İstanbul
8. Sebahattin Ü.İstanbul
9. Bnb. Ramazan K. İstanbul
10. Yzb. Taner B.İstanbul
11. Bnb. Tayfun S.İstanbul
12. Bnb. Mesut V. İstanbul
13. Bnb. Zekai K. İstanbul
14. Bnb. Erhan D. İstanbul
Çalışmalarınızda başarılar diler saygılarımı sunarım.
Bu ihbar mektubunu işleme koyan Beşiktaş’taki Ağır Ceza Mahkemesi Başsavcılığı, olayın soruşturularak mitinge katılan kişilerin gerçek olup olmadıklarını belirlenmesi için ihbar mektubu ve gönderilen fotoğrafları İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gönderdi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü de, kendisine gönderilen bu fotoğrafları incelemeye alarak gerçekliklerini soruşturmaya başladı.
Gazeteport
Ne var yani askerler mitinge katılmışsa. Demokraside gösteri ve yürüyüş hakkı kişinin en doğal hakkıdır. Şu anda ülke olarak yaşadığımız terör olaylarından dolayı zaten zor bir dönemden geçiyoruz hergün şehitler veriyoruz. Böyle bir dönemde herkesin ordumuza destek olması gerekir. Neden ısrarla ordumuzu yıpratmaya çalışıyorsunuz, ordumuza saldırıyorsunuz. Bu ülke için gerektiğinde canını veren ordu mensuplarına bir demokratik hakkı neden çok görüyorsunuz. Bülent Arınç meclis başkanı olmasına rağmen Akp mitingine katılarak anayasayı ihlal etmedi mi. Anayasada bu açıkça yazıyor meclis başkanı siyasi parti faaliyetlerine katılamaz diye. Bunu niye yazmadınız. Çifte standart yapmayın.
Yeniçeri siyaseti işinin önünde gördü, darbe yapmayı kendine meslek seçti. Bu onun kendi kefeni oldu. Günübirlik siyasetin dalgaları İstanbulu fetheden bir orduyu bile halka lağvettirdi.
Abdüllazizi Muratı Abdülhamidi ve vahdettini tahtından bazılarını canından ve hürriyetinden eden de askerdi. Menderes gibi bir başbakan adi bir suçlu gibi asıldı. Şimdilerde kimseye reva görülmeyen bir ceza kesildi biçildi, kalemler kırıldı. Ordu siyasete bulaştıkça hep saygınlığından ödün verdi. Vermemiş olsa Menderes’e iade-i itibar yaptırılabilir miydi?
Darbeler ekonomiden anlamayan ekonomist askerler, bürokrasiden ve toplum psikolojisinden anlamayan emir-komuta zinciri isteyen ve bekleyen toplum katmanları oluşturdu. Türk Ordusu değil sadece bu tüm dünyada aynıdır. Ellerin onu yöneten beyne darbe yapması onu sersemletip istediği yönde götürmesinin vucuda yani millete hiçbir fayda getirmediği açıktır.
Ve madem kanunlar ülkesinde yaşamaktayız, ve burası bir hukuk devletidir, herkes kendi sınırını kanunlara göre belirlemelidir. Bunun doğru veya yanlış olması meselesi değil, olan bir kanuna kesinlikle uyulmalı uymayanlar kim olursa olsunlar cezalandırılmalıdır. yoksa bir enkaza devlet deriz ve o enkazın altında yıkılır gideriz.
Bu cezai yaptırımları (müeyyide) bu gençler bilmiyorlar mıydı, veya hangi saik (dürtü) ile bu eylemlere katıldılar veya katılmaya zorlandılar. Meselenin halli önemlidir. Gelgelelim yumuşak bir karın burası. O yüzden mesele yine askeri mahkeme ve askeri bürokrasi içinde çözüme kavuşmalıdır.
Bu şekilde hem asker hem sivil otorite zedelenmeyecek, konu ariz amik inceden inceye incelenecek ve sorumluluklar hatırlatılacaktır.
Evet o şanlı elbise ki askerimin üstündedir. Onun içine siyaset girmemeli. Yoksa şunların askeri olur bunların askeri olur ama bizim askerimiz meçhul asker olur.