Cumhuriyet mitinglerinde ismi ABDullah Gül şeklinde yazılarak karşı çıkan ulusalcılar bakalım bu açıklamadan sonra ne yapacak:
Bryza: Tartışmalı aday gerginliğe neden olur
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Matthew Bryza, ‘Erdoğan uzlaşıcı bir aday göstereceğini ima etti. Eğer böyle bir aday gösterirse Türkiye’de siyasi gerilim olmaz’ dedi
TAKİ BERBERAKİS Atina
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Matthew Bryza, Yunanistan’daki haftalık ekonomi gazetesi Ependitis’e verdiği demeçte, Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı tartışmaları ile ilgili olarak, “Erdoğan tartışmalı bir ismi aday gösterirse gerilim oluşur, uzlaşıcı aday gösterirse gerilime neden olmaz” dedi.
Cumartesi günleri çıkan Yunan Ependitis gazetesinin dünkü sayısında, Bryza’nın, Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili görüşleri, birinci sayfadan “Cumhurbaşkanlığı için Gül’e hayır diyoruz” ve iç sayfadan da “Erdoğan Gül’ü aday göstermemeli” manşetleriyle duyuruldu.
‘Hikmet Çetin olabilir’
Bryza, gazetenin Washington temsilcisinin, Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili sorusuna şu yanıtı verdi:
“Türkiye’ye siyasi gerilimin cumhurbaşkanı seçimi nedeniyle geri dönmesi, Türk siyasetine ve Başbakan Erdoğan’ın tartışmalı bir şahsı aday gösterme kararına bağlı. Erdoğan’ın ne yapacağını bilmiyorum. Ancak, kendisi cumhurbaşkanlığına tartışmalı bir ismi aday göstermeyeceğini ima etti. Eğer uzlaşıcı bir şahsı önerirse, gerginliğe neden olmayacak. Tabii, eğer tartışmalı bir isim önerirse, o zaman geçen nisan ve mayıstaki gibi gerginlik görmemiz olası. Dediğim gibi, Erdoğan uzlaşıcı bir aday göstereceğini ima etti ve söylentilere göre bu eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin olabilir, birçok kişi de Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün olabileceğini söylüyor. Bu konu kelimenin tam anlamıyla Başbakan Erdoğan’ın elinde.”
‘PKK’yı yok etmeliyiz’
PKK konusundaki soruları da yanıtlayan Bryza, “PKK’yı yok etmeliyiz” diye konuştu. PKK’ya karşı ABD’nin operasyon yapmasına ilişkin bilgileri “doğrulayamayacağını”, ancak bu bilgilerin “sürpriz sayılamayacağını” belirten Bryza şöyle konuştu:
“PKK’nın terör örgütünden başka bir şey olduğunu ileri sürenlerin bilgi düzeyinin düşük olduğu aşikâr. Varlığını organize suça dayandıran acımasız bir terör örgütü söz konusu. PKK’yı yok etmeliyiz ve bunun doğru yolu, Türk ve Irak hükümetleriyle ortak operasyonlar planlamamızdır.”
Selami bey
Bu haberin asıl nüshasına nasıl ulaşabiliriz
Milliyet gazetesi benim için güvenilir bir kaynak değil
Selamlar
haber önce milliyette yayınlandı. taki berberakis imzasıyla
burada
http://www.milliyet.com.tr/2007/08/12/siyaset/siy01.html
diğer haber kanllarıda onu haber yaptılar
http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=269850
yada
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=296065
cnnin haberi
http://www.cnnturk.com/DUNYA/haber_detay.asp?PID=319&haberID=379274
24 temmuzda ise zamana şu açıklamayı yapmış
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=567940
Selami bey
Cevabınız için teşekkür ederim.Zilliyet gibi bir hacetin ne işe yaradığını cnn vs.gibi kaynakları okuyunca görüyoruz.Bu uzo denilen kerata şişede durduğu gibi dumaz hele birazda fazla kaçırıldımı adama ne hükümetler kurdurur ve devrimler yaptırır.
Yasemin CONGAR Yıldızlar, çizgiler ve ötesi
Gül, çünkü…
Yeni Şafak’ta, 6 Ağustos günkü Taha Kıvanç imzalı sütundan, yazarın bir ‘dostuna’ atfettiği cümleler:
“Gazeteler ve itirazcı kalemler engelin başörtülü eş olduğunu söylüyorlar, ama aldanma, Gül’ün önü Washington’daki Neo-Çılgınlar tarafından kesilmek isteniyor… Eşin başörtüsü bahane, Washington’un niyeti şahane…”
Gerçekten öyle mi?
ABD yönetiminin içinden, kenarından ve karşı cenahından kişilerle konuşunca alıyorsunuz ki, Kıvanç’ın ‘dostu’ yarı-haklı.
Haklı, çünkü ‘Neo-Çılgınlar’ tarifinin anlattığı çevre, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasını hiç mi hiç istemiyor.
Gül’ün önünün kesilmesi çabasını, bir bütün olarak ‘Washington’un niyeti’ gibi görmek ise, bence haklı bir teşhis değil.
***
‘Neo-çılgınlar’ derken, genelde ‘yeni muhafazakar’ diye tanınan, önemli bölümü İran’a saldırılmasını isteyen ve, hepsi değil ama çoğu, Türkiye’de darbe şakşakçılığı yapan ‘şahinler’den söz ediyorum.
Bu grubun Gül’e ziyadesiyle soğuk baktığını, Çankaya konulu sohbetlerde bir kez daha gördüm ve doğrusu şaşırmadım.
Zira, mesela, en son Harp Akademileri Konferansı’ndaki konuşmasıyla ünlenen ‘uzmanın’, iki yıl önce Washington’daki bir panelde, Gül hakkında, “Bu adam yalancı” diye bas bas bağırdığını unutmadım.
Bu çevrenin ‘Karanlıklar Prensi’ diye bilinen ağır topunun, geçen haziranda, TSK’nın siyasete müdahalesini savunup AKP’nin ‘gizli gündeminden’ dem vururken, ‘Başbakan Erdoğan’ı değil, çevresini’ kastettiğini belirterek, oklarını Gül’e de çevirdiğini hatırlıyorum.
AKP’yi ‘İslamofaşist’ diye damgalayan başka Neo-Çılgınların, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile Gül arasındaki yakın diyaloğu eleştirdiklerini; ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson’ı, ‘Türkiye’de irtica tehlikesi görmediğini’ söyledi diye yerden yere vurduklarını; Rice’ın 27 Nisan’dan sonra AKP üzerinden demokrasiye destek vermesine kızdıklarını biliyorum. Bu çevre, 22 Temmuz üzüntüsünü de gizlemedi; sonuçları, Türkiye’nin ‘hızla İslamileşmesine’ dayandıran ve bizi biraz bilen hiçkimsenin ciddiye almadığı makaleler yayımladı.
Şimdi sorunca, ‘Gül’ün cumhurbaşkanlığı laikliğin altını oyar’ diyorlar. Çankaya’ya, Milli Görüş hareketiyle bağı olmamış, eşi başını örtmeyen, hatta AKP’li olmayan birisinin çıkmasını istiyorlar.
***
Gerçi ‘Neo-Çılgınların’ Bush yönetiminin içine uzanan kolları var, ama yönetimin Gül’e ‘muhalif’ olduğu söylenemez.
Aksine, Gül’ün Çankaya’ya çıkmasını ‘demokratik’ bulan, başörtülü bir cumhurbaşkanı eşi fikrini ‘dinsel özgürlüğe saygı’ temelinde destekleyen, bunu laikliğe aykırı görmeyen ABD’li yetkililer dinledim.
Bu çevre, ‘1 Mart tezkeresini Gül’e fatura etme’ noktasından uzaklaşmış; Gül’ün uluslararası itibarını ve bu sayede Çankaya’nın dış ilişkilerde yeniden rol alacak olmasını önemsiyor.
Bir ABD’li diplomat, Gül’ün 2003-Tahran konuşmasını hatırlatıp, “Aynı demokratik mesajı, İslam ülkelerine ‘Türkiye’nin cumhurbaşkanı’ sıfatıyla verdiğini düşünsenize” dedi.
Bir başkasına göre, “Uluslararası gelişmeler hakkında bilgiyle ve popülizme kapılmadan konuşabilecek popüler bir cumhurbaşkanı, Türkiye için büyük kazanç olabilir”.
Ayrıca ABD’liler, Gül’ün Amerikan insan hakları raporlarına ‘ihlalci’ konumunda geçmeyerek ve Washington’ı mutlaka ziyaret ederek, selefinden ayrılacağını düşünüyorlar. Gül’ün veto rekoru kırmayacağından, MGK toplantısında Erdoğan’a anayasa fırlatıp kriz çıkarmayacağından da herkes emin.
ABD’li yetkililerle etraflıca konuşunca, mesela İlter Türkmen’in şu cümlelerinin altına rahatlıkla imza atacaklarını hissediyorsunuz:
“Demokrasi açısından Gül’ün seçilmesinden daha doğal bir şey olamaz… İyi bir cumhurbaşkanı olacağı konusunda peşin hükümlüler dışında kimsenin tereddüdü yok… Gül’ün, adaylığından bir başka AKP’li lehine feragat etmesi de mantıkla bağdaşmıyor.”
***
Buna karşın, Türkmen gibi, ABD’li yetkililer de, ‘Cumhurbaşkanı konusunda uzlaşılsa iyi olur’ diyorlar. Bu vurgunun nedeni, TSK’nın Gül’ün cumhurbaşkanlığını istemediği inancı.
Sorunca, ordu sürece müdahale ederse, bunu ‘eleştireceklerini’ de söylüyor ABD’li yetkililer, ama daha ileri gitmiyorlar. İzlenimim o ki, Washington, ‘iyi cumhurbaşkanı olacağından tereddüt duyulmayan’ bir kişinin, ‘demokrasi açısından en doğal bir şekilde’ bu göreve gelmesini, olgunlukla karşılayacağı konusunda TSK’ya güvenemiyor; Türkiye’de demokrasinin gereğini yapmanın maalesef hala ‘riskli’ olduğunu düşünüyor.
Mesele de burada. Türkiye’nin demokratikleşmesi artık bu riskin alınmasını gerektiriyor. İş, AKP’nin risk yönetimini nasıl yapacağında; içte ve dışta demokratların buna ne katkı vereceğinde düğümleniyor.
——-
Geçen hafta bu sütunda, 2007′deki Kürt oylarını 2002 ile kıyaslarken, HADEP değil, DEHAP demem gerekirdi. Düzeltiyorum; DTP’nin de yeni bir adla örgütlenmek zorunda bırakılmayacağını umarak, özür diliyorum.
ycongar@erols.com
Konuya hangi yönden baktığımız önemlidir,eğer başörtüsü noktasından bakarsak başka, samimi müslümanları istismar etme profesörü fitneçıkartah cemiyeti yönünden bakarsak başka,diğer yönlerden bakarsak farklı manzarlar görürüz.
Sonra bu haber yalanlandı ve ABD’nin Gül’ün seçilmesinden mutluluk duyacağı yayınlandı.
Buna ne diyeceksiniz, Feyzullahçı gardaşlar…
acıyorum tek kelime kendime ve sevdiklerime sizlerle aynı havayı teneffüs ettimiz için yuh artık